DEVAM EDEN SERGILERIMIZ

PHOTO-2022-04-08-16-38-51.jpg

SERAY ASKER - HYBRID

09 NİSAN 2022

Manifestosunu “Kalıplara sokulmaya zorlanan ve dayatılan her konunun karşısında durmak” olarak belirten İstanbul doğumlu multidisipliner sanatçı Seray Asker, 2015 yılından beri İspanya’da yaşamaktadır. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi İç Mimarlık lisans eğitiminin ardından Utrecht Güzel Sanatlar Üniversitesi’nde Plastik Sanatlar bölümüne devam etmiştir. Hollanda sonrasında yaşamını 10 sene İsveç’te sürdüren sanatçı, sanatın çeşitli disiplinlerinde yarattığı eserleri ile farklı ülkelerde kişisel ve karma sergilerle yer almıştır. Yine aynı dönemde, Uppsala Üniversitesinde gördüğü dil eğitimini İspanya’da sürdürmeye karar veren Seray Asker, İspanya'da 6 yıldır sanat danışmanlığı yapmakta, çalışmalarını seramik ve mural işlere odaklanarak  sürdürmektedir.


2021 yılında "Seramik Müzik Enstrümanları Tasarımı" bursu kazanarak geçici bir süre için Meksika'ya taşınmış ve Oaxaca’da yarattığı müzik enstrümanlarıyla, seramiğe yepyeni bir boyut ve ses katmıştır. Bu süreçte Meksika kültüründen derinden etkilenen sanatçının, ilham aldığı kültürel esintiler seramik işlerinin yanı sıra kilim ve mural çalışmalarına da yansımıştır.


Aynı dönemde Kapadokya’da kurduğu mobil atölyesinde yerel sanatçılarla iş birliği yaparak eserler üretmiştir. Son dönemde Meksika’da çamur ev mimarlık uygulamalarının yanı sıra çağdaş sanatın seramik, resim, heykel ve fiber sanat ile ilgili etkinlik, sergi, sempozyum ve yarışmalarında katılımcı ve uygulayıcı olarak yer almaya devam etmektedir.


Seramik çalışmalarını kültürlerarası geçirgenlik ve primitif estetikle karakterize ettiğini belirten Seray Asker, sanatın ve yaratıcılığın kaçınılmaz bir eylem olduğunu söylüyor ve ekliyor: "Hepimiz birer yaratıcı / sanatçıyız. Sanatın yaygın disiplinlerinden herhangi birini ifade aracı olarak kullanıp kullanmamamız bu gerçeği değiştirmiyor. Hepimizin içinde, fiziksel formda var olup kendini göstermek için çırpınan bir enerji var. Sadece o enerji kaynağına dokunmamız gerekiyor!"

 

GEÇMİŞ SERGİLERİMİZ

Z.jpg

HAZAL HAZNEDAROĞLU - KALIPLARIN ÖTESİNDE

KALIPLARIN ÖTESİNDE


Doğumla birlikte bizlere tanımlanan etiketlerimiz,

bu etiketlerimizin dayattığı roller,

bu rollere uygun seçimler,

ve bu seçimlerin doğurduğu rutin hayatlarımız..


İşte tam da bu noktada, bomboş beyaz bir tuvalin yetişip geldiği;

Sınırsız bir dünya sunduğu.. ifade özgürlüğü ve sessiz bir çığlık.

Kalıpların ötesinde; çünkü cesur, rengarenk ve içimden geldiği gibi..


Günlerin hızlandığı, değerlerin kaybolduğu, kolektif iyiliğin kalmadığı, duyguların sunileştiği, kimsenin birbirine zariflikler yapmadığı, içinde yaşadığımız ve paylaşamadığımız dünyamızı kirletmek için yarışıldığı, “kim ne der“ algısının zihinlere mıhlandığı ve en acısı da

savaşın hala yaşanabildiği bu devirde;


İçimde yaşadıklarından yeni haberdar olduğum bu cıvıl cıvıl renkler ve soyut şekiller;  UMARIM!


bakan, izleyen ve görebilen herkesi kalıplarının ötesine geçirip,

bir durup düşünmeye ve hayat akışlarına yeni illüzyonlar dahil etmeye cesaret olur.


Boyadığım şekiller;

alternatif bir tavır sergileyerek,

totaliter düzenin bir parçası olmayı reddeden,

ancak günün sonunda kendine benzer olanın arayışında olan yaradılış şeklimizi temsilen;


Nahif bir ahenk içerisinde,

sürdürülebilir bir tavırda,

tek bir kalıp ile sınırlanmadan,

yaşamın ana kaynağı olan suyun her zaman akıp yolunu bulması gibi akarken;


Fırçam; her yeni yol ayrımında ve her yeni kıvrımda,

farklı bir renge ve şekle dönüşen,

fakat özünde BİR kalabileni temsil eder..


Hem bireysel; hem de kolektif potansiyelimizi hafife almamalıyız.

Evrenin önümüze sereceği mucizeleri görebilmek,

görüp de yaşama sanatına çevirebilmek, bizlerin elinde.


Adına hayat dediğimiz bu belirsiz zaman dilimi;

paylaşınca ve başkalarını da iyileştirince güzel.

Bu sergi henüz •kalıplarının ötesine• geçememiş,

özgürlüğünü ilan edememiş ruhlara ilham olmak için hazırlanmıştır.


Hazal Haznedaroğlu, öğrenim hayatını Stockholm-İstanbul arası git gel yaparak geçirmiştir. Bir sanat okulu olan Blommensbergsskolan’ın kendisine bugünkü tüm multidisipliner ifade ve düşünce temellerini katan yer olduğunu ifade eder. Son olarak ise Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi’nden mezun olmuş ve 12 senedir reklam sektöründedir, kurucu ortağı olduğu Kraft Agency’de çalışmaları devam etmektedir.

beril_post_finala.jpg

OXYMORON - BERİL NUR DENLİ

Beril Nur Denli ( Istanbul, 1990) üretimlerinde, arayışlarımızı ve yatkınlıklarımızı kışkırtarak
bireysel yüzleşmemize boyut katmaya çalisiyor. Yeditepe Üniversitesi'nde peyzaj mimarlığı lisans
eğitimini tamamladıktan sonra Bahçeşehir Üniversitesi'nde iç mekan tasarımı yüksek lisansına
devam etti. Doğa ve doğal elemanların, iç mekan içerisinde yeniden tanımlanmasının, zihinsel
iyileşme uzerine etkilerini inceledi. Bu süre zarfında çeşitli mimarlık ofislerinde çalıştı. 2017
yılında, kendi tasarımlarını üretmek için malzeme ararken seramikle tanıştı. Kendi çalışmalarının
yani sıra benzer disiplinlerden gelen mimar ve tasarımcılarla beraber isler çıkarıyor. Uretim
pratiğinde geleneksel elle sekillendirme yöntemleri ve çömlekçi tornası kullanıyor ve 2019 yılından
bu yana üretimlerine kendi atölyesinde devam ediyor.
“Geçmiş; evrenin dışında, aklın erişemeyeceği bir noktada ve aklımıza bile gelmeyecek maddi bir
nesnede (hatta bu nesnenin bize vereceği duyguda) gizlidir. Söz konusu nesne ile, hayatımız sona
ermeden karşılaşıp karşılaşmayacağımız ise tamamen şansa bağlıdır.” – Marcel Proust
Beril Nur Denli, geçmişi hayata döndürmenin yanı sıra içimizde saklı kalmış duyguları açığa
çıkarabilen tasarımlar ortaya koyuyor. Sanatçının seramik çalışmaları ise çevremizdeki ve
toplumdaki üretkenlik yarışını sorguluyor.
Birçok duyumuza hitap eden yuvarlak formları; geçmişten ilham alan ham renkler ve malzemelerle
zıtlık yaratan tasarımlar ile etkileşim gerçekleşiyor. Bazen pürüzsüz bazen de tanecikli yüzeyler
sanatçının elleri ve toprağın birleşmesiyle ortaya çıkıyor. Çağdaş amforaların, çanak çömleklerin
veya incelikle işlenmiş yarına ait hayatta kalma sistemlerinin dahil olduğu bu çalışmalar; bizi
günümüzdeki tüketim tarzımız üzerinde düşünmeye zorlarken bir yandan da geçmişteki ve
gelecekteki hayallerimize hitap ediyor.
Pek çok deney ve araştırmalar sonucu ortaya çıkan bu formlar, sanatçının gündelik hayatımızı
tamamlayan nesneleri sorgularken ortaya koyduğu üretim tutkusuna tanıklık ediyor. Sanaçı,
tutkusunu gerçekleştirirken, sözde işlevsel, çok kulplu biricik çömlekleri kullanan bir neslin
portresini bizlere sunuyor.

"Sarah Lolley"

ws.jpg

BULEND ÖZDEN - DESTRUCTION

Istanbul 1971 doğumludur.

1993 yılında Marmara Üniversitesi, GüzelSanatlar Fakültesi  Endüstri Ürünleri Tasarımı Bölümünden mezun olmuştur.

1996 -2000 yıllarıarasında Italya Floransa’da Mimar Claudio Nardi’nin ofisinde tasarımcı mimar olarak çalışmıştır.  O dönemdeki bazı projeleri ;Dolce&Gabbanna,  Gianfranco Ferre, Valentino Stores,Malo, Byblos, Genny …design konsept

2001 yılında Bulend Ozden Design şirketini kurmuştur.

Kariyerine içmimarlık ve mobilya tasarımları yaparak devam etmektedir.

2019 yılından beri resim ve heykel çalışmalarına başlamıştır. seçtiği konular çerçevesinde duygularını şekillendirerek eserler yaratmaktadır.



DESTRUCTION (Yıkım,imha)

Konusu:


Hayatın doğal akışı içerisinde alıştığımız inandığımız veya garanti olarak gördüğümüz yaşam tarzımızın bir anda aniden değiştiğini parçalandığını, yıkıldığını hayal edelim.Hiç beklemediğimiz bir zamanda bağlı olduğumuz değerlerin yıkılması zihnimizde duygusal anlamda bir parçalanmaya yol açabililecektir.Bizi mutlu eden şeylerin ansızın imha olmasına dair bir sorgulama ve arkasından gelen zihinsel tahribat eserlerin vurgusudur. Bu sorgulamanın amacı, bağlı olduğumuz duygusal şeylerin ansızın kaybedilebilir olduğunu  bize hatırlatması ve farkındalığımızı çoğaltmasıdır.

Vincenzo for web-14.jpg

METROPOLIS - VINCENZO SAVASTANO

İtalyan Sanatçı ve Tasarımcı Vincenzo Savastano, ‘Metropolis’ adını verdiği yeni sanat projesinin çıktılarını Heykel+Tasarım Sergisi’nde bir araya getirdi. Goba Art&Design’da 24 Kasım Çarşamba başlayacak sergide Savastano, yeni heykel koleksiyonu ile birlikte tasarım objelerinden özel bir seçkiyi sanatseverle buluşturacak. Sergi 11 Aralık’a kadar ziyaret edilebilecek.


Sınırlı sayıda bir heykel koleksiyonuna sahip “Metropolis” adını verdiği yeni sanat projesini brutalizm, metropoliten mimari ve kentsel öğelerden aldığı ilhamla oluşturan Savastano, gelecek nesiller için bir dizi heykelle insana hizmet eden yeşil bir gelecek tasarımının olanaklarını sorguluyor. Sanatçı, bilinen sebeplerle kolaylıkla onaylanan bir tasarım şekli yerine ters yolu seçerek çoğunluğun aleyhine azınlığın sözcülüğünü üstleniyor.


Savastano’nun heykel koleksiyonu hümanizm kültürü çerçevesinde yetişmiş ancak insan ihtiyaçlarını oldukça hiçe sayan zıt gerçeklerle karşılaşan bir bireyin vizyonunu temsil etmekte. İtalyan Sanatçı, 8 senelik İstanbul yaşamı sürecinde yaptığı gözlemler ve deneyimleri, büyük bir kent merkezindeki yaşam kontekstinde insanın gerçek ihtiyaçlarını unutturan spekülatif ve ekonomi eksenli oluşturulmuş yapı çılgınlığının yarattığı dinamikleri, sorguluyor.


Vincenzo Savastano hakkında:


İtalyan Sanatçı ve Tasarımcı Vincenzo Savastano, Floransa/ İtalya'da Heykel ve Plastik Sanat Disiplinleri Bölümü’nden mezun olduktan sonra, kariyerine kreatif direktörlük alanında başlamıştır. Çalışmalarına 2014 yılında İstanbul'da kurduğu kendi Sanat ve Tasarım stüdyosunda devam etmektedir. İngiliz Tasarım Grubu Habitat ile işbirliği yapan sanatçı, Tasarım Koleksiyonlarını Türkiye Tasarım Haftası'nda ve Milano'daki Tasarım Fuarı HOMI’de Avangart Tasarımcılara ayrılmış bir alanda sergilemek üzere iki kez davet edilmiştir. Çağdaş İtalyan stilinde, sofistike ve seçkin bir tarz arayan bireyler ve şirketler için iç mekan ve mobilya tasarımı yapmaktadır.

unutulan_mimarlık_sosyal_medya-01.png

OSMAN MURAT AKAN - UNUTULAN MİMARLIK

Unuttuk...

Mimarlığı unuttuk!

Dünya mimarlığına yön veren bir çok mimar, sanatçı veya tasarımcı da unuttu...

Taşı unuttuk, taş yapıyı unuttuk. Mimarinin başat ögelerini unuttuk.

Sütunları unuttuk, kemerleri unuttuk, taş köprüleri, tonoz yapıları unuttuk. 

Doğayla bütünleşik, bizzat doğanın malı olan yapılar tasarlamayı, uygulamayı unuttuk. 

Kuleleri unuttuk, sarnıçları, amfi tiyatroları, agoraları, anıt taşları, taç kapıları unuttuk.

Yapısal sanatı, sanatsal üslupları unuttuk. 

Gül pencereleri, heykelleri, şahnişleri, mozaik döşemeleri, rölyefleri, bağdadileri unuttuk...


Bu sergiyle yeniden hatırlamaya hazır mısınız

şebnem buhara_afiş.png

ŞEBNEM BUHARA - HAM RAW

Ham geldik ya, ruhumuzu işlemeye , öğrenmeye , kırılmadan bükülmeye.. Hamların hikayesi bu, denizlerden kıyıya vurmuş taşların vücut bulduğu, Her bir vücudun tek olduğu, ayrı hikayesinin olduğu.. Öfkenin, kibirin, acının yüzlerden akıp dönüşmeye hazır olanlar Ez cümle, Ham dönmeyelim diye tüm olanlar...

DDDD.jpg

JÜLIDE GÜNCE - NEVERLAND

Jülide Günce “Neverland” sergisi ile 15 Eylül’de sanatseverlerle Goba Art&Design’da  buluşmaya hazırlanıyor.

Sergiyi, sanatçı Jülide Günce’nin güçlü anlatımıyla sanatseverlere aktarıyoruz.


‘Bir mektup aldım içinde; Welcome to Neverland yazıyordu.  Adres: Sağa dön ikinci sokaktan sabaha kadar dümdüz yürü." Bu sözleri üç kez tekrarlamam yazılmış. Şaşırdım, bu nasıl bir adresti böyle? 

Birden sözcükler dilime dolandı, dudaklarım istemsizce kıpırdandı.

Sağa dön ikinci sokaktan sabaha kadar dümdüz yürü

Sağa dön ikinci sokaktan sabaha kadar dümdüz yürü

Sağa dön ikinci sokaktan sabaha kadar dümdüz yürü

Ellerim uyuşmaya başladı. Vücudumda anlam veremediğim bir titreme ve bayılacakmış hissi oluştu, başım dönüyordu. Gözlerimi kapatıp açtım. 


O da ne! Oldukça ilginç bir kalabalıkla karşılaştım; kocaman iki sütun arasında çello çalan bir kadın, sütunun iki yanında bana kafalarıyla selam veren bitkiler. Biraz ürkütücü gözükse de eğilerek beni selamlayan çok kibar koca bir kuş, elinde saat tutan rengarenk giysili bir görevli ve mektubun sahibi tavşan kardeş. 

Beni bekliyorlarmış.  Görevli kulağıma eğildi; Neverland ’in giriş parolasını ve içeride olacakları anlattı. İşte Neverland maceram böyle başladı. 


Tavşan kardeşle beraber, at kafalı armut arabamıza atlayıp gezmeye başladık. Burası bizim dünyamızdan çok farklıydı; her şey pırıl pırıl ve çok güzel, herkes birbirine çok saygılı ve sevgi doluydu. 

Arabamız beni şifacı denizatının yanına getirdi, yıkanmam gerekiyormuş.  Dünyadan getirmiş olduğum ego, kibir, kötü alışkanlıklar, korkular, negatif düşünceler… Hepsi temizlenmeli ve ben Neverland ’deki oluşumum için en saf halimle yerimi almalıymışım. Dediklerini yaptıktan sonra bekleme odasında dinlendim. Artık gece de, renkler de, hayat da bildiğim gibi değildi. Korkmuyordum, endişeler gitmiş yerini sevgi ve mutluluk almıştı. Meğerse bu saf ve arınmış halim, en güçlü halimmiş. Onca yükü boşuna taşımışım, Neverland beni yüklerimden arındırdı artık özgürdüm.


Burada herkes çok mutlu. Kötülük yok, cinayetler, tecavüzler, doğal afet gibi görünen insanları perişan eden olaylar ve en önemlisi dualite yok. Kimse kimseden daha üstün değil ve herkes birbirini mutlu etmeye çalışıyor. Burası saf sevginin ülkesi. Artık biliyorum iyi bir kalbin olduğu yerde hiçbir kötülük barınamaz.


Benim Neverland ’im böyle bir ülke. İçeri girmeye hazırsanız hepiniz hoş geldiniz.’

fran.jpg

FRAN ANIORTE - “MEDITERRÁNEO”

“Gerçek lüks, yaşadığımız deneyimlerdir: İnsan teması, insanlarla bağlantı doğa, sessizliğin yeniden keşfi, ustalık ve özgünlük gibi ender görülen her şey!”
Barselona ve İstanbul arasında yaşayan İspanyol sanatçı ve tasarımcı Fran Aniorte’ye ait bu sözler.
“Object-art” ve sanat enstalasyonlarının yanı sıra tasarım ve sanat yönetmenliği de yapan Fran Aniorte;
bu çeşitliliğin nedenini şöyle anlatıyor: “Kişisel bir evren yaratmak için sanatı, tasarımı, zanaatı ve yaşam tarzını birleştiriyorum. Yıllarca dijital araçlarla tasarım yaptıktan sonra temel olana dönmeye ve ellerimle çalışıp sanatımla yeniden bağlantı kurmaya karar verdim”.
Yapıtlarında biraz sihir olduğunu söyleyen Fran, basit fikirleri ve doğal malzemeleri kendiliğinden tuhaf bir tarzla birleştirdiğinin altını çiziyor. Ortaya çıkan sonucu ise modern ve sofistike, ama aynı zamanda mütevazı ve insani parçalar olarak yorumluyor.
Sanat projelerinin yanı sıra halen Karaca'nın kreatif direktörlüğü görevini de sürdüren Fran, sergisiyle ilgili detayları şöyle açıklıyor:
“Mediterráneo bir yıl önce başladığım bir sanat projesi. Bu projede Akdeniz hakkındaki kişisel vizyonumu, eski kültürlerden ilham alan günlük nesneler ve grafik sanat eserleri aracılığıyla keşfetmeye çalıştım. İspanya, Türkiye, İtalya ve daha birçok bölgeden popüler el sanatlarında kullanılan hayvanları ve grafikleri stilize edip modern bir çizgiye taşıdım.

Bunları Akdeniz'de geçen çocukluk anılarımla harmanladım. Her parçayı Akdeniz kültürünün arkaik referanslarıyla süsledim. Kuşlar, organik geometri, dikenli armutlar, incirler, coşkulu bitki örtüsü gibi… Çocukken incir ağaçları, kuşlar ve sakin yaşamla dolu bir Akdeniz'de, alçak vadinin tarlalarında yaşadığım özgürce akıp gitmiş unutulmaz anılarımı hâlâ saklıyorum.  Sanırım bu anılar artık sanat formunda bana geri dönüyor.”

as.jpg

MUSTAFA FINDIKÇI - NO SIGNAL

Serginin teması, eski zamanlarımızda sıkça rastladığımız, televizyon yayının kesildiği zamanlarda ekranda beliren “No Signal” görüntüsü ve bu görüntü süresinin çoçukluğumuza gençliğimize belki yaşlılığımıza yaşattığı serüven şeklinde tanımlanıyor. Aslında No Signal bize düşünmeyi, hayal kurmayı, sıkılmayı, beklemeyi, hevesimizin kırılmasını, kaygıyı , kurgusal ve fiziksel çabayı, değiştirmeyi, değişmeyi, gerilimi, boşluğu ve boşluğun güzelliğini kısaca kendimize dönebildiğimiz zamanı öğretiyor. No signal görüntüsünü incelerken çoğumuz içinde kaybolduk bazen en sevdiğimiz rengi bulduk bazen siyah çizgilerden rahatsız olduk, renklerde küplerde kaybolduk ama bir şekilde bir yola koyulduk. Zihin evrenimizde yeni köprüler kurduk. Aslında tüm sosyal varlıklarımızı ve özgürlüğümüzü kısıtlayan mevcut dönemde yaşadığımız duyguların kısa kesitlerini yaşıyormuşuz “No Signal”zamanlarında. Umutla bitişini beklediğimiz bu kapanma ve yeni normale alışma şeklinde nitelendirdiğimiz bu dönem No Signal serisinin tüm eserlerinde anlatılan, bazen büyük tek kareler bazen parçalardan oluşan renkleriyle harmanın tanımını  yansıtan tablolar,  iç yaşamın bu döneme dair yansımalarını aktarıyor. Tabloları başka bir perspektiften incelendiğinde geleceğe vurgu yapan noktaları; sıkışmadan doğan yenilenme, umutlar, arzular, riskler ve hayaller şeklinde analiz edilmektedir.



PHOTO-2020-10-19-16-34-52.jpg

GÖKHAN SARITÜRK - HIÇ

“hiç”

Sonuçta hayat böyle "hiç" bir şey ise eğer,
Uçsuz bucaksız boşluk, bitmesin istediğim yollar...
Ne mutlu ki içinde bir yığın anı,
Kulakta rüzgâr sesi ve bolca fırtına var.

PHOTO-2020-09-28-12-30-42.jpg

JÜLİDE GÜNCE

“BENİM ADIM HÜRRİYET”

14 Ekim – 31 Ekim Cumartesi

Hayat sonunu görmediğimiz  nefesin bize verdiği kadar  uzunlukta bir yol
olumsuzluk diye nitelendirdiğimiz  bize sunulan herşey ,aslinda dogruya guzele surukluyor
Özümüze  döndürüyor
İşte o vakit;dünyanın kibrinden Güneşin doğuşunda Ay'in ışığıni yakaliyoruz
Düşlerimizde  sınırlı kalmadan  yaşamın gerçeğine dökülüş.
Evreni kendi boşluğunda tamamla ki
Adın HÜRRİYET olsun​

afis.jpg

RAİF KURT

“KARAMBOL”

23 Eylül– 10 Ekim Cumartesi

Resim, heykel, video, fotoğraf ve kısa metrajlı film dahil olmak üzere birden çok sanat disiplininde eserler veren Raif Kurt, ‘‘Karambol’’ isimli resim sergisi ile 23 Eylül’de sanatseverlerle buluşuyor.

‘‘Karambol; kontrol edilemeyen düzenin Dünya’daki yansıması…’’

AF%C4%B0S_edited.jpg

PELİN ÖZGEN

"DÜNYA"

2 Eylül – 19 Eylül Cumartesi


“Doğanın büyüleyici görünümünü yaratıcı formlarla bezeyen binlerce etken var dünyamızda. Bazen içinden yürüyerek geçtiğiniz bir su birikintisindeki ağacın yansıması, bazen de bir binanın üzerine düşen gölgesi... Bazen de kafanızı kaldırıp baktığınız gökyüzündeki ışık oyunları…”

Mimarlık ve tasarım bilgisini fotoğraf sanatıyla buluşturan Pelin Özgen Piker, “Dünya” isimli ilk sergisini, 2 Eylül’de sanatseverlerle buluşturmaya hazırlanıyor.

Aynı zamanda Kaleseramik Pazarlama ve Kurumsal İletişim Müdürü’de olan Piker’in sergideki çalışmaları, mimari yapılar ve doğa formlarından oluşuyor.

YY.jpg

HASİP ÖZBUDUN / SERTAN ÖZBUDUN

.

XX.jpg

OĞUZ YALIM

"KOCA KAFALAR"

.

Screen Shot 01-02-20 at 11.18 AM.PNG

HALE AYDAR

“HA:LE”

25 Aralık – 11 Ocak Cumartesi



25 Aralık Çarşamba akşamı açılışı gerçekleştirilecek ''HA:LE'' sergisi sanatseverlerle buluşacak.

1998 yılında International La’Salle akademiden mezun olmanın ardından Mimar Sinan Üniversitesi Bilgisayar destekli moda tasarımı eğitimi gören Hale Aydar uzun süredir de Moda Tasarımcısı olarak tekstil sektöründe çalışmaktadır.

Screen Shot 01-02-20 at 10.57 AM.PNG

PINAR BİRİM

“ART BY KG”

03 Aralık Salı – 21 Aralık Cumartesi


Pınar Birim’ in   ‘ART by Kg’  temalı sergisi 3 - 21 Aralık tarihleri arasında Goba Art&Design ‘da gerçekleşti.

1990larda “Headache” isimli kendi punk grubunun grafiklerini, kaset kapaklarını ve afişlerini yaparak tasarıma adım atan Pınar Birim, 1996 yılında Mimar Sinan Üniversitesi’nde grafik tasarım bölümünü kazanmış ve üniversite hayatı boyunca da profesyonel anlamda tasarım yapmaya başlamıştır.

asasas.jpg

“TASARIMCI / FOTOĞRAF”

11 Kasım Pazartesi – 30 Kasım Cumartesi



22 Ekim Salı akşamı açılışı gerçekleştirilecek

''TASARIMCI / FOTOĞRAF'' karma sergisinde beş tasarımcının şehir fotoğrafları, sanatseverlerle buluştu.

Sergide Arif Özden, Gökhan Sarıtürk, Hakan Helvacıoğlu, Öznur Turan Eke ve Tanju Özelgin'in fotoğrafları yer alıyor.

EEEEE.jpg

"TASARIMCI / SANATÇI"

22 Ekim Salı akşamı

"TASARIMCI / SANATÇI" karma sergisinde beş tasarımcının serbest çalışmaları, sanatseverlerle buluştu.

Sergide , Aycan Ateş, Görken Volkan, Çağlayan Ekinci, Murad Denizaltı ve Şebnem Buhara'nın eserleri sergilendi

Untitled_afiş-01_edited.jpg

KEREM DURUKAN

“UNTITLED”

10 Eylül Salı – 28 Eylül Cumartesi


“Untitled”, Kerem Durukan’ın farklı teknik ve estetik deneylere giriştiğini müjdelemesinin yanı sıra, bugüne kadarki sanatsal yolculuğunun dinamik bir retrospektifi olma özelliğini taşıyor.

Kolaj ve akriliği bir arada kullanarak geçmiş dönem yapıtlarını Yeni Çağdaş Sanat’ın gözüyle yeniden ele alan Durukan, asıl çıkış noktası Primitivizm ile Pop Sürrealizm’i ortak bir düzlemde birleştiriyor.

SİTE...jpg

GÜRCAN BULUT

''STUDİOTİMTİM''

21 Mayıs Salı – 30 Haziran Pazar


On yılı aşkın çalışma dönemi süresince, çeşitli ölçeklerde iç mekan projeleri ve beraberinde ürün tasarımları oluşturmuştur. 2018 yılında mobilya, aydınlatma ve aksesuar tasarımı odaklı ‘studiotimtim’ markasını kurmuştur.

Gürcan Bulut; diğer canlılar ile evrenimizi, eşyalar ile de mekanlarımızı paylaşıyor olmamız arasında bir bağ kurarak sınırlı sayıda ürettiği yaşam dolu objelerden oluşan bu koleksiyon ile, eğlenceli bir dünyanın kapılarını açıyor.

IMG_5906.jpg

HASİP ÖZBUDUN / SERTAN ÖZBUDUN

‘ BIOPHILIA‘

30 Nisan Salı – 18 Mayıs Cumartesi

İki tasarımcının sanatla olan birlikteliği aslında üniversite yıllarına dayanıyor.. Sergi için yoğunlaşma ise, yıllardır birlikte çalışan ikiliden, Sertan Özbudun’un şehir değiştirip Amsterdam’a taşınması ile başlıyor.. Amsterdam ve İstanbul arasında devamlı gidip gelen iki kardeşin yeni başlangıçlar üzerine kurguladıkları bu serginin teması ‘Biophilia’ ..
‘Biophilia’; herşeyin başlangıcı doğaya dayalıdır demektedir..
‘Biophilia’; yaşama ve yaşayan sisteme karşı duyulan sevgidir…
‘Biophilia’; insan benliğini ve diğer yaşayan sistemler arasında iç güdüsel bir bağ olduğunu öne sürer..

IMG_1527.JPG

ENGİN UYSAL

‘ GEZİLERİMDEN İZLENİMLER ‘

11 Nisan Perşembe – 27 Nisan Cumartesi

Engin Uysal’ın  ‘Gezilerimden İzlenimler ‘ İsimli sergisi ;11 Nisan – 27 Nisan tarihleri arasında Goba Art&Design gerçekleşiyor.

Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakultesi Endüstri Ürünleri Bölümünden 1996 yılında mezun olan Engin Uysal , hobi olarak yaptığı resim çalışmalarına 2014 yılı itibariyle hız vermiştir.
Çizim yeteneğini son on yıldır yaptığı gezilerinden edindiği izlenimler ve doğa tutkusuyla birleştirerek ilk kişisel sergisini açmaya karar vermiştir.

Screen Shot merdel 04-16-19 17-41-48.JPG

‘MİMAR | SANAT‘

26 Mart Salı – 8 Nisan Pazartesi


Beyoğlu’nda bulunan Goba Art & Design’da, 26 Mart Salı akşamı açılışı gerçekleştirilen ve mekanın ilk sergisi olan ‘Mimar/Sanat’ta, Arif Özden, Kerem Erginoğlu, Müge Hansoy Kınacı, Mustafa Toner, Oğuz Yalım, Sinan Kafadar’ın çalışmaları yer aldı.

 

BIZE ULAŞIN

Evliya Çelebi Mah. Meşrutiyet Cad.  Şimal Sok. Belkıs Apt. 3A-Beyoğlu İSTANBUL

+90 532 451 80 85